Site Rengi


7104 Sayılı Kanunla Bazı Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler – Murat Semercigil

7104 Sayılı Kanunla Bazı Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler – Murat Semercigil

7104 Sayılı Kanunla Bazı Vergi Kanunlarında Yapılan Değişiklikler

Murat Semercigil

 

 

 

ÖZET:

7104 sayılı Kanun, muhtelif vergi kanunlarında değişiklikler yapmıştır. Bu değişiklikler aşağıda ayrıntılarıyla incelenmiştir. Bu kısımda yalnızca ilk bakışta daha önemli olduğu izlenimini veren değişikliklere özetle yer verilecektir.

 

* Arsa karşılığı inşaat işleri trampa kapsamına alınmıştır. (KDVK’nun 2’nci maddesinin 5 numaralı fıkrasına eklenen hüküm.)(Bknz Sirküler II-1)1.1. Bölümü.)

* Bağışlanmak üzere yapılan okul v.b. tesisler dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler; yabancılara verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri; Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri KDV’den tam istisna edilmiştir. (KDVK’nun 13. maddesinin birinci fıkrasına eklenen bentler.)(Bknz Sirküler II-4)1.4.Bölümü.)

* Arsa karşılığı inşaat işlerinde trampa edilen konut ve işyerlerinin emsal bedeli belirlenmiştir. (KDVK’nun 27. maddesine eklenen fıkra.)(Bknz Sirküler II-1)1.7. Bölümü.)

* KDV indiriminde bazı değişiklikler yapılmıştır. (KDVK’nun 29. maddesi.)(Bknz Sirküler II-8)1.8. Bölümü.)

* İstisna edilmiş işlemlerde indirimde bazı değişiklikler getirilmiştir. (KDVK’nun 32. maddesi.)(Bknz Sirküler II-1)1.10 Bölümü.)

* İstisna edilmiş işlemlerde indirimde bazı değişiklikler getirilmiştir. (KDVK’nun 36. maddesi.)(Bknz Sirküler II-1)1.11 Bölümü.)

* İhracat ve gümrüksüz satış mağazalarına yapılan bazı teslimler tam ÖTV istisnasına tabi tutulmuştur. ÖTVK’nun 5. maddesi.)(Bknz Sirküler II-6)6.1. Bölümü.)

 

I- GİRİŞ:

 

6 Nisan 2018 gün ve 30383 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7104 sayılı, “Katma Değer Vergisi Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 178 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, Katma Değer Vergisi Kanununda, Gelir Vergisi Kanununda, Vergi Usul Kanununda, Harçlar Kanununda, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununda ve Özel Tüketim Vergisi Kanununda bazı değişiklikler yapmıştır.

 

II- İNCELEME:

 

  1. Katma Değer Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler:

 

  • Arsa Karşılığı İnşaat İşleri Trampa Kapsamına Alınmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 1- 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 2 nci maddesinin (5) numaralı fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu Kanunun uygulanmasında arsa karşılığı inşaat işlerinde; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi yapılmış sayılır.”

  • Açıklama:

 

Yapılan değişiklikle, arsa karşılığı inşaat işlerinde; arsa sahibi tarafından konut veya işyerine karşılık müteahhide arsa payı teslimi, müteahhit tarafından arsa payına karşılık arsa sahibine konut veya işyeri teslimi yapılmış sayılacaktır. Böylece, şimdiye kadar Maliye Bakanlığı tarafından zaten trampa hükmünde sayılan bu teslimler, kanuni hüviyetine kavuşmuş olmaktadır.

 

Değişiklik Hazine lehinedir.

 

Değişiklik, bu Kanunun yayımı tarihinde yapılan teslimlere uygulanmak üzere 6.4.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  • Müzayede Mahallerinde Satış Yapanlar da Mükellef Addedilmiş; Fazla ve Yersiz Hesaplanıp Ödenen KDV’nin İade Usulü Belirlenmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 2- 3065 sayılı Kanunun 8 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına (c) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (ç) bendi eklenmiş, (2) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

 

“ç) Müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar,”

 

“Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir.”

 

“Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.”

 

  • Açıklama:

 

Maliye Bakanlığının uygulamada zaten KDV mükellefi saydığı “müzayede mahallerinde yapılan satışlarda bu satışları yapanlar”, bu kez KDVK’nunda da mükellefler arasında sayılmıştır.

 

Bunun yanı sıra, Kanunun 8. maddesinin 2 numaralı fıkrasında yer alan, “vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV’ni fatura v.b. vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV’ni gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre boçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir” hükmünden sonra gelen üçüncü cümle şu şekilde değiştirilmiştir:

 

“Bu gibi sebeplerle fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergi, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre işlemi yapan mükellefe iade edilir.”

 

Böylece, daha önce fazla veya yersiz hesaplanan ve Hazineye ödenen vergide iade söz konusu bile değilken, şimdi iade yolu açılmış olmaktadır. Ancak, iadenin yapılabilmesi için, fıkraya yeni eklenen şu cümlenin de gereğinin yerine getirilmesi şarttır:

 

“Şu kadar ki söz konusu iadenin yapılabilmesi için işlemle ilgili beyanların düzeltilmesi ve fazla veya yersiz hesaplanan verginin satıcı tarafından alıcıya geri verilmesi şarttır.”

“Müzayede mahallerinde satışları yapanlar” hükmü Hazine lehine; ”fazla ve yersiz hesaplanan KDV’nin mükellefe iade edileceği” hükmü ise mükellef lehinedir.

 

Değişiklikler 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  • Gümrüksüz Satış Mağazalarına Yapılan Satışlar İhracat Sayılmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 3- 3065 sayılı Kanunun 12 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendine “serbest bölgedeki alıcıya” ibaresinden sonra gelmek üzere “veya 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına” ibaresi ve (b) bendine “vasıl olmalı ya da” ibaresinden sonra gelmek üzere “gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına veya” ibaresi eklenmiştir.

  • Açıklama:

 

Maliye Bakanlığının, gümrüksüz satış mağazalarına yönelik uygulaması, zaten bu tür teslimlerin ihracat teslimi sayılarak, KDV’den istisna edilmesidir. Bu kez KDVK’nunda ayrıntılı düzenleme yapılarak, bu tür teslimlerin ihracat sayılacağı açıklığa kavuşturulmuştur.

 

Mükellef lehinedir.

 

Değişiklik 1.6.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • Bağışlanmak Üzere Yapılan Okul v.b. Tesisler Dolayısıyla Bağışta Bulunacaklara Yapılan Teslim ve Hizmetler; Yabancılara Verilen Koruyucu Hekimlik, Teşhis, Tedavi ve Rehabilitasyon Hizmetleri; Ar-Ge, Yenilik ve Tasarım Faaliyetlerinde Bulunanlara Yapılan Yeni Makina ve Teçhizat Teslimleri KDV’den İstisna Edilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 4- 3065 sayılı Kanunun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bentler eklenmiştir.

“k) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapılan okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla bağışta bulunacaklara yapılan teslim ve hizmetler,

  1. l) Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri (Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere söz konusu hizmetlerle birlikte sağlanan diğer teslim ve hizmetler istisnanın kapsamına dahil değildir.),
  2. m) 26/6/2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgesi ile ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde, 28/2/2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde, 3/7/2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma laboratuvarlarında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimleri (İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde, Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması veya elden çıkarılması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.),”

 

  • Açıklama:

 

KDVK’nun tam istisnaya ilişkin 13. maddesinde 1. fıkraya (k), (l) ve (m) bentleri eklenmiştir.

 

(k) bendiyle, muhtelif tesisleri, genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere bağışlanmak üzere yapanlara yapılan teslim ve hizmetler KDV’den istisna edilmiştir. Bu tesisler şu şekilde sıralanmıştır:

 

“Okul, sağlık tesisi ve yüz yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde elli yatak) kapasitesinden az olmamak üzere öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi, bakım ve rehabilitasyon merkezi, mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi ibadethaneler, Diyanet İşleri Başkanlığı denetimine tabi yaygın din eğitimi verilen tesisler, Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kampları.”

 

(l) bendiyle, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere, Sağlık Bakanlığınca izin verilen gerçek veya tüzel kişiler tarafından verilen muhtelif hizmetler KDV’den istisna edilmiştir. Bu hizmetler şu şekilde sıralanmıştır:

 

“Münhasıran sağlık kurum ve kuruluşlarının bünyesinde verilen koruyucu hekimlik, teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmetleri.”

 

Maddede, Türkiye’de yerleşmiş olmayan yabancı uyruklu gerçek kişilere söz konusu hizmetlerle birlikte sağlanan diğer teslim ve hizmetlerin istisnanın kapsamına dahil olmadığı açıkca kaydedilmiştir.

 

(m) bendinde, bazı Kanunlar kapsamında Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde bulunanlara, münhasıran bu faaliyetlerinde kullanılmak üzere yapılan yeni makina ve teçhizat teslimlerinin KDV’den istisna edileceği hükme bağlanmıştır. Bu kişilerin tabi olduğu kanunlar ve faaliyette bulunabilecekleri yerler şu şekilde sıralanmıştır:

 

* 26.6.2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamındaki teknoloji geliştirme bölgeleri ile ihtisas teknoloji bölgeleri;

* 28.2.2008 tarihli ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamındaki Ar-Ge ve tasarım merkezleri;

* 3.7.2014 tarihli ve 6550 sayılı Araştırma Altyapılarının Desteklenmesine Dair Kanun kapsamındaki araştırma labaratuvarları.

 

Bendin parantez içi son hükmüne göre:

 

“(İstisna kapsamında alınan makina ve teçhizatın, teslim tarihini takip eden takvim yılının başından itibaren üç yıl içinde, Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetleri dışında kullanılması veya elden çıkarılması hallerinde, zamanında alınmayan vergi alıcıdan, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte tahsil edilir. Zamanında alınmayan vergiler ile vergi cezalarında zamanaşımı, verginin tarhını veya cezanın kesilmesini gerektiren durumun meydana geldiği tarihi takip eden takvim yılının başından itibaren başlar.)”

 

Böylece, KDV’den müstesna iktisap edilen makina teçhizatın üç yıl içinde amaç dışı kullanımı veya elden çıkarılması halinde, başta alınmayan KDV, vergi ziyaı cezası uygulanarak ve gecikme faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

 

27 Mart 2018 günü Resmi Gazete’de yayımlanan 7103 sayılı Kanunla aynı konuda bir geçici madde düzenlemesi yapılmıştır. Böylece, “yeni makina ve tesisatın 31.12.2019 tarihine kadar sanayicilere ve Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetinde bulunanlara teslimi, KDV’den istisna edilecektir.” (Bknz 7103 S.K.’un 31. maddesi ile KDVK’na eklenen geçici madde 39.)

 

Hatta, 5 Mayıs 2018 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan 2018/11674 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı eki makina teçhizat listesi ile KDV’den müstesna teslimlerin kapsamı oldukça daraltılmıştır.

 

Bu kez, 7103 sayılı Kanundan yalnızca 9 gün sonra Resmi Gazete’de yayımlanan 7104 sayılı Kanunla, aynı konuda, geçici olmayan, kalıcı ve Bakanlar Kurulu’na KDV istisnası için herhangi bir makina teçhizat listesi çıkarma yetkisi vermeyen bir başka KDV istisnası düzenlemesi daha yapılmış olmaktadır.

 

Vergi kanunlarında her zaman teknik hata yapılabilir ve düzeltilir. Ancak bu kez yapılan teknik hatayı anlamakta güçlük çekmekteyiz. Maliye Bakanlığının çıkaracağı bir Genel Tebliğ ile bu iki Kanun arasındaki farkı açıklamasına ihtiyaç duymaktayız.

 

Yukarıdaki eleştirimiz bir kenara konursa, yapılan değişiklikler mükellef lehinedir.

 

Madde, 1.6.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • Kısmi KDV İstisnalarının Kapsamı Genişletilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 5- 3065 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin (4) numaralı fıkrasının (c) bendine “Gelir Vergisi Kanununun 81 inci maddesinde belirtilen işlemler ile” ibaresinden sonra gelmek üzere “aynı maddenin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde adi ortaklıkların sermaye şirketine dönüşmesi işlemleri ve” ibaresi eklenmiş, (g) bendinde yer alan “atıklarının” ibaresi “atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarının” şeklinde değiştirilmiş ve (o) bendinde yer alan “; ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri ile” ibaresi madde metninden çıkarılmış ve fıkraya (o) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiştir.

“ö) Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri,”

  • Açıklama:

Yapılan değişikliklerle, kısmi istisnaya ait olan KDVK’nun 17. maddesinde, 4 numaralı fıkrada bazı ilaveler ve düzenlemeler yapılmıştır.

(c) bendinde, “adi ortaklıkların sermaye şirketine dönüşmesi işlemleri” KDV’den istisna edilmiştir. Bunun için, “Gelir Vergisi Kanununun 81. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde yazılı şartlar dahilinde işlem yapılması” öngörülmüştür. Bu şartlar şu şekildedir:

“2. Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması, devir alan şirketin bilançosuna aynen geçirilmesi ve devredilen ferdi işletmenin sahip veya sahiplerinin şirketten devir bilançosuna göre hesaplanan öz sermayesi tutarında ortaklık payı alması. (Bu ortaklık payını temsil eden hisse senetlerinin nama yazılı olması şarttır.)”

Böylece, adi ortaklığın sermaye şirketine dönüşmesi işleminin KDV’den istisna edilebilmesi için, bilançonun kül halinde devredilmesi ve ortaklara, öz sermaye paylarına göre iştirak hissesi verilmesinin şart olduğu; yeni çıkacak iştirak hisselerinin de nama yazılı olması gerekeceği anlaşılmaktadır.

(g) bendinin sonunda yer alan “atıklarının” ibaresinin, “atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarının” şeklinde değiştirildiğini gözlemekteyiz.

Bu değişiklikle, kısmi istisnaya ilişkin KDVK’nun 17. maddesinin 4 numaralı fıkrasının (g) bendinin sonu aşağıdaki ifadeye kavuşmuş olmaktadır:

“………… metal, plastik, lastik, kauçuk, kağıt, cam hurda ve atıkları ile konfeksiyon kırpıntılarının teslimi,”

(o) bendinde kayıtlı bazı ibareler madde metninden çıkarılmış, bu ibareler (ö) bendinde yeniden düzenlenmiştir. Düzenleme sonunda (o) ve (ö) bentleri aşağıdaki ifadelere kavuşmuşlardır:

“(o) Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda vergisiz satış yapılan işyerlerinin ve bu işyerlerine ait depo ve ardiye gibi bağımsız birimlerin kiralanması,”

“(ö) Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejimi kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri,”

Böylece, KDV istisnası iki ayrı işlem için ayrı ayrı tanımlanarak, karışıklık önlenmiş olmaktadır:

 

(1) Gümrüklü sahalarda muhtelif işyerlerinin kiralanması ve

(2) Gümrüklü sahalarda verilen ardiye, depolama ve ardiye hizmetleri.

 

Değişiklik mükellef lehinedir.

 

Madde 1.6.2018 günü yürürlüğe girecektir.

 

  • İkinci El Motorlu Kara Taşıtı ve Gayrimenkul Ticaretiyle İştigal Edenlerin K.D.V. Matrahı Değiştirilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

MADDE 6- 3065 sayılı Kanunun 23 üncü maddesinin birinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve mevcut (f) bendi (g) bendi şeklinde teselsül ettirilmiştir.

“f) İkinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmaz ticaretiyle iştigal eden mükelleflerce, katma değer vergisi mükellefi olmayanlardan (mükellef olanlardan istisna kapsamında yapılan alımlar dâhil) alınarak vasfında esaslı değişiklik yapılmaksızın satılan ikinci el motorlu kara taşıtı veya taşınmazların tesliminde matrah, alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutardır.”

  • Açıklama:

 

Yapılan değişiklikle, ikinci el motorlu kara taşıtı ve gayrimenkul ticareti ile uğraşanların, KDV mükellefi olmayanlardan satın aldıkları bu tür malların satışında uygulayacakları KDV’nin matrahında ciddi bir değişiklik yapılmıştır.

 

Bu tür durumlarda ikinci el satıcının matrahı, teslim bedelinden alış bedeli düşüldükten sonra kalan tutar olarak dikkate alınacaktır. Aynı değişiklik bu mükelleflerin, mükellef olanlardan istisna kapsamında yaptıkları alımlar için de geçerli olacaktır.

KDV mükelleflerinin, gerek KDV mükellefi olmayanlardan satın aldıkları, gerekse KDV mükelleflerinden KDV’den müstesna satın aldıkları taşıt ve gayrimenkullerde, indirebilecekleri herhangi bir KDV söz konusu olmadığından, bu satıcıların, KDV mükellefi olmayanlarla rekabet etmesi son derece zor olmaktaydı. Bu satıcılara özel matrah şekli belirlenerek, haksız rekabet ortadan kaldırılmış olmaktadır.

 

Değişiklik mükellef lehinedir.

 

Madde, 1.6.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • Arsa Karşılığı İnşaat İşlerinde Trampa Edilen Konut ve İşyerlerinin Emsal Bedeli Belirlenmiştir.  

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 7- 3065 sayılı Kanunun 27 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“6. Arsa karşılığı inşaat işlerine ilişkin bedelin tespitinde, müteahhit tarafından arsa sahibine bırakılan konut veya işyerinin, Vergi Usul Kanununun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ikinci sıradaki maliyet bedeli esasına göre belirlenen tutarı esas alınır.”

  • Açıklama:

 

Yapılan değişiklikle, arsa karşılığı inşaat işlerinde, trampa edilen konut ve işyerlerinin emsal bedeli olarak, yalnızca V.U.K.nun 267. maddesinin ikinci fıkrasındaki ikinci sıranın dikkate alınacağı kaydedilmiştir.

 

Böylece, uygulamadaki tereddüt ortadan kaldırılmış ve arsa sahibine bırakılan konut ve işyerleri için emsal bedeli olarak  “maliyet bedeli artı perakende satışlar için %10 kar” prensibinin uygulanacağı kanuni hale gelmiştir. Emsal bedeli takdiri için bundan böyle Takdir Komisyonuna gidilmeyecektir.

 

Değişiklik, mükellef ve Hazine lehinedir.

 

Madde, 7104 sayılı Kanunun yayım tarihi olan 6.4.2018 tarihinden sonra yapılan teslimlere uygulanmak üzere, 6.4.2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • KDV İndiriminde Bazı Değişiklikler Yapılmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 8- 3065 sayılı Kanunun 29 uncu maddesinin;

  1. a) (2) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
  2. b) (3) numaralı fıkrasına “vuku bulduğu” ibaresinden sonra gelmek üzere “takvim yılını takip eden” ibaresi eklenmiştir.
  3. c) (3) numaralı fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiş ve mevcut (4) numaralı fıkra buna göre teselsül ettirilmiştir.

“4. Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen katma değer vergisi, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir (Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 323 üncü maddesine göre karşılık ayrılmak suretiyle gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınan katma değer vergisinin bu fıkra kapsamında indirim konusu yapılabilmesi için gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gelir olarak dikkate alınması şarttır.).”

  • Açıklama:

 

  1. a) KDVK’nun 29. maddesinin 2 numaralı fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan “teslim ve hizmetin gerçekleştiği vergilendirme döneminde” ibaresinin, vergi indirimine ilişkin 29. madde metninden çıkarılmasıyla, Bakanlar Kurulu tarafından vergi nispeti indirilen teslim ve hizmetlerle ilgili olup, aynı yıl indirilemeyen ve sonraki döneme devrolunan KDV’nin de mahsuben iadeden yararlanması temin edilmiştir.

 

Böylece, bu tür teslim ve hizmetlerde, yalnızca teslim ve hizmetin gerçekleştiği yıl içinde değil, sonraki yıla devreden KDV de 29/2. maddede ikinci cümlede sayılan vergi, prim ve borçlara mahsuben ödenebilecektir. Mahsup edilemeyen KDV’nin talep edilmesi halinde nakden iade edileceği tabiidir.

 

  1. b) KDVK’nun 29. maddesinin 3 numaralı fıkrasında”vuku bulduğu” ibaresinden sonra gelmek üzere “takvim yılını takip eden” ibaresinin eklenmesiyle, “indirim hakkının, vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu yılın yanı sıra, ertesi yıl da kullanılabileceği” ifade edilmiş olmaktadır.

Ancak yapılan bir tedvin hatasıyla konu karmaşık hale getirilmiştir. Zira, cümlenin sonunda yer alan: “(İndirim hakkı) ….. ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde kullanılabilir”  ifadesi madde metninde kalmıştır. Bu durumda, indirimin yapılabileceği vergilendirme dönemini belirleyen “vesikaların defterlere kaydedildiği vergilendirme dönemi” ile indirimin ne zamana kadar yapılabileceğini belirleyen “takip eden yıl” ibareleri çelişki yaratmaktadır.

 

Fıkranın uygulayıcılar tarafından yanlış anlaşılmaması için, bir KDV Genel Tebliği ile açıklama getirilmesi veya fıkranın yeniden tedvininin uygun olacağını düşünmekteyiz.

 

  1. c) KDVK’nun 29. maddesine 3 numaralı fıkradan sonra eklenen bir fıkrayla, “değersiz alacak bünyesinde yer alan KDV’nin indirilebileceği” hükmüne yer verilmiştir. Fıkranın sonunda yer alan parantez içi cümle ile de, daha önceki yıllarda şüpheli alacak karşılığı ayrılarak gider kaydedilen şüpheli alacakların bünyesinde yer alan KDV’nin indirilebilmesi için bazı şartlar getirilmiştir. Bunun için, “söz konusu KDV önce gelir kaydedilecek, daha sonra indirilecektir”.

 

Değişiklikler, mükellef lehinedir.

 

KDVK’nun 29/2. maddesinde yapılan değişiklik 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir. KDVK’nun 29/3. maddesinde yapılan değişiklik ile maddeye yeni eklenen 4 numaralı fıkra 1.1.2019 günü yürürlüğe girecektir.

 

  • İndirilemeyecek KDV’de Muhtelif Değişiklikler Yapılmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 9- 3065 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının;

  1. a) (a) bendine “teslimi ve hizmet ifası” ibaresinden sonra gelmek üzere aşağıdaki parantez içi hüküm eklenmiştir.

“(Bu Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri ile (4) numaralı fıkrasının (ı) ve (ö) bentleri uyarınca katma değer vergisinden istisna edilen işlemler hariç)”

  1. b) (c) bendine aşağıdaki parantez içi hüküm eklenmiştir.

“(Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisi ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin kullanılan süreye isabet eden kısmı indirilebilir.)”

  1. c) (d) bendinin parantez içi hükmünde yer alan “ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen” ibaresi “ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya hizmet ifasında bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen” şeklinde değiştirilmiştir.

ç) (d) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (e) bendi eklenmiştir.

“e) Vergi Usul Kanununun 322 nci maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen katma değer vergisi.”

  • Açıklama:

(a) Bendinde Yapılan Değişiklik:

İndirilemeyecek KDV’ne ilişkin KDVK’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine eklenen bir parantez içi hükümle,  KDVK’nun 17. maddesinde kısmi KDV istisnaları arasında sayılan bazı teslim ve hizmetleri veren KDV mükelleflerinin ödediği KDV’nin, bu mükellefler tarafından indirilebileceği hükme bağlanmıştır. Madde hükmü aynen şu şekildedir:

“(Bu Kanunun 17 nci maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b), (c) ve (d) bentleri ile (4) numaralı fıkrasının (ı) ve (ö) bentleri uyarınca katma değer vergisinden istisna edilen işlemler hariç)”

Böylece, daha önce kanun koyucu tarafından tam KDV istisnasına tabi olması istenmeyen bazı teslim ve hizmetlerin, bu kez tam KDV istisnasına tabi olması temin edilmiş olmaktadır.

7104 sayılı Kanunun 9. maddesinde sıralanan teslim ve hizmetler şunlardır:

* KDVK’nun 17. maddesinin 2 numaralı fıkrasının (b) bendi. ( (b) 8.2.2007 tarihli ve 5580 sayılı Kanun hükümlerine tabi özel okullarca bedelsiz verilen eğitim, öğretim hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’unu, 24.3.1950 tarihli ve 5661 sayılı Yüksek Öğrenim Öğrenci Yurtları ve Aşevleri Hakkındaki Kanuna Ek Kanun ile 30.4.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun hükümlerine göre kurulan öğrenci yurtları tarafından bedelsiz verilen yurt hizmetlerinde ilgili dönemdeki kapasitelerinin %10’unu, üniversite ve yüksekokullarda ise %50’sini geçmemek üzere verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri, kanunların gösterdiği gerek üzerine bedelsiz olarak yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları, birinci fıkrada sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifaları ile fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara Maliye Bakanlığınca belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin teslimi.)

* KDVK’nun 17. maddesinin 2 numaralı fıkrasının (c ) bendi. (c) Yabancı devletlerin Türkiye’deki diplomatik temsilcilik ve konsoloslukları ile yabancı hayır ve yardım kurumlarına, bu maddenin 1 numaralı fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapacakları teslim ve hizmetlere ilişkin olarak yapılan teslim ve hizmetler.

 

Maliye Bakanlığı, istisna kapsamına girecek mal ve hizmetler ile bunların asgari tutarlarını ve bu bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir.)

* KDVK’nun 17. maddesinin 2 numaralı fıkrasının (d) bendi. ( d) 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki tescilli taşınmaz kültür varlıklarının rölöve, restorasyon ve restitüsyon projelerine münhasır olmak üzere, bu projelendirmelerden yararlananlara verilen mimarlık hizmetleri ile projelerin uygulanması kapsamında yapılacak teslimler.

 

İstisna kapsamına girecek mal ve hizmetler ile bunların asgarî standartları ve bu bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.)

* KDVK’nun 17. maddesinin 4 numaralı fıkrasının (ı) bendi. ( ı) Serbest bölgelerde verilen hizmetler ile serbest bölgelere veya bu bölgelerden yapılan ihraç amaçlı yük taşıma işleri.)

*KDVK’nun 17. maddesinin 4 numaralı fıkrasının (ö) bendi. ( (ö) Gümrük antrepoları ve geçici depolama yerleri ile gümrük hizmetlerinin verildiği gümrüklü sahalarda, ithalat ve ihracat işlemlerine konu mallar ile transit rejim kapsamında işlem gören mallar için verilen ardiye, depolama ve terminal hizmetleri.)

Bu parantez içi hüküm, 1.1.2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

(c) Bendinde Yapılan Değişiklik:

KDVK’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine eklenen bir parantez içi hükümle, değişiklik öncesi KDVK’nunda yer alan: “zayi olan ve istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen KDV’nin indirilemeyeceği” yönündeki hüküm yumuşatılmıştır.

Eklenen parantez içi hüküm aynen şu şekildedir:

“(Şu kadar ki Vergi Usul Kanununun 315 inci maddesine göre Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisi ile faydalı ömrünü tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen katma değer vergisinin kullanılan süreye isabet eden kısmı indirilebilir.)”

Böylece, V.U.K.nun 315. maddesine göre belirlenen faydalı ömürlerini:

* Tamamladıktan sonra zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen KDV tamamen indirilebilecektir;

*  Tamamlamadan zayi olan veya istisna kapsamında teslim edilen amortismana tabi iktisadi kıymetlere ilişkin yüklenilen KDV’nin, kullanılan süreye isabet eden kısmı indirilebilecektir.

Bu parantez içi hüküm 6.4.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

(d) Bendinde Yapılan Değişiklik:

  1. maddenin birinci fıkrasının (d) bendi, aynen aşağıya kaydedilmiştir: (7104 sayılı Kanunla (d) bendinde yapılan değişiklikler italik harflerle gösterilmiştir.)

“(Madde 30 – Aşağıdaki vergiler mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez:

…………………………………..)

  1. d) Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisi. (5520 sayılı Kanunun 13 üncü maddesine göre transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar ile Gelir Vergisi Kanununun 41 inci maddesinin birinci fıkrasının (5) numaralı bendine göre işletme aleyhine oluşan farklara ilişkin ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen katma değer vergisi ile yurt içindeki işlemlerde mal teslimi veya bulunan mükellefler tarafından ilgili vergilendirme döneminde beyan edilerek ödenen katma değer vergisi hariç)”

KDVK’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde parantez içinde yer alan hükme yapılan ilavelerle, “Vergi İdaresince transfer fiyatlandırmasına gidilip, mükellef aleyhine matrah farkı oluşturulduğunda, mükellefce, daha önce yurt içinde ödenen KDV’nin de, aynen ithalde veya sorumlu sıfatıyla ödenen KDV gibi indirilebileceği” belirlenmiş olmaktadır.

Transfer fiyatlandırmasında mükellefin, gerek yurt içinde teslim ve hizmetler, gerekse ithalat veya sorumlu sıfatıyla daha önce ödediği KDV, gerçektir. Transfer fiyatlandırması, yalnızca Vergi İdaresinin kurumlar (veya gelir) vergisi mükelleflerinin kazançları üzerinde, “ilişkili kişiler arasında oluşan fiyat veya bedellerin, ilişkili olmayan kişiler arasındakilerden farklı olduğu, böylece örtülü kazanç oluştuğu” iddiasıyla ayarlama yapmasından ibarettir. Dolayısıyla burada, kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen bir KDV söz konusu değildir.

Bu parantez içi hüküm 6.4.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Maddeye Eklenen (e) Bendi:

7104 sayılı Kanunla KDVK’nun 30. maddesine eklenen yeni (e) bendi ile VUK’nun 322.maddesine göre değersiz hale gelen alacaklara ilişkin alıcı tarafından ödenmeyen katma değer vergisi, hesaplanan KDV’den indirilemeyecektir.

 

Oysa, aynı Kanunla KDVK’nun 29. maddesine eklenen 4 numaralı bende göre, “…….. değersiz hale gelen alacaklara ilişkin hesaplanan ve beyan edilen KDV, alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilir ………………….”

 

Değersiz hale gelen alacaklara ilişkin KDV, alıcı tarafından ödenmediğinde iki ihtimal söz konusudur:

 

(1) Bu alacak, aynı vergilendirme döneminde değersiz hale gelmiş ve KDV dahil toplam alacak tutarı, kurumlar (veya) gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmıştır veya

 

(2) Bu değersiz alacak, daha önce şüpheli alacak haline gelmiş ve ilgili vergilendirme döneminde kurumlar (veya) gelir vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınmıştır (toplam alacak tutarının içinde, beyan edilip ödenen KDV  de yer almaktadır).

 

2 nci alternatifin kendini göstermesi halinde sorun yaşanacaktır. Zira, KDVK’nun 29. maddesine yeni eklenen 4 numaralı bende göre, daha önce gider kaydedilen KDV, bu kez gelir yazılırsa, değersiz alacağın zarar yazıldığı vergilendirme döneminde indirim konusu yapılabilecektir.

 

Kanunda tedvin hatası söz konusu olduğundan, hangi KDV’nin indirilebileceği, hangisinin indirilemeyeceği hususunun bir KDV Genel Tebliği ile açıklığa kavuşturulmasına ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Yapılan değişiklikle, anlaşılamayan bir kısıtlamaya gidildiğinden, Hazine lehine yorumlanmıştır.

 

Yeni (e) bendi 1.1.2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • İstisna Edilmiş İşlemlerde İndirimde Bazı Değişiklikler Getirilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 10- 3065 sayılı Kanunun 32 nci maddesinin birinci fıkrasına “indirilemeyen Katma Değer Vergisi,” ibaresinden sonra gelmek üzere “işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla” ibaresi eklenmiş ve üçüncü fıkrasında yer alan “sınırlayabilir.” ibaresi “sınırlamaya; imalatçılar tarafından yapılan ihracat işlemlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırmaya yetkilidir.” şeklinde değiştirilmiştir.

  • Açıklama:

 

Aşağıda KDVK’nun 32. maddesi, 7104 sayılı Kanun sonrası ifadeler italik harflerle gösterilerek, bu maddenin analizi nispeten kolaylaştırılmıştır:

 

“Bu Kanunun 11, 13, 14 ve 15 inci maddeleri ile 17 nci maddenin (4) numaralı fıkrasının (s) bendi uyarınca vergiden istisna edilmiş bulunan işlemlerle ilgili fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanacak Katma Değer Vergisinden indirilir. Vergiye tabi işlemlerin mevcut olmaması veya hesaplanan verginin indirilecek vergiden az olması hallerinde indirilemeyen Katma Değer Vergisi, işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi şartıyla Maliye ve Gümrük Bakanlığınca tespit edilecek esaslara göre bu işlemleri yapanlara iade olunur.

………………………..

Maliye Bakanlığı katma değer vergisi iadesini, hak sahiplerinin vergi ve sosyal sigorta prim borçları ile genel ve katma bütçeli daireler ile belediyelere olan borçlarına ya da döner sermayeli kuruluşlar ile sermayesinin % 51’i veya daha fazlası kamuya ait olan veya özelleştirme kapsamında bulunan işletmelerden temin ettikleri mal ve hizmet bedellerine ilişkin borçlarına mahsup suretiyle sınırlamaya; imalatçılar tarafından yapılan ihracat işlemlerinden kaynaklanan iadelerde, yüklenilen katma değer vergisi yerine sektörler itibarıyla ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade yaptırmaya yetkilidir.”

 

Maddede yapılan ilk değişiklikle, tam istisnaya tabi teslim ve hizmetlerde, indirilemeyen girdi KDV’nin iadesinde daha önce herhangi bir süre kısıtlaması olmadığı halde, şimdi iade için “işlemin gerçekleştiği dönemi izleyen ikinci takvim yılının sonuna kadar talep edilmesi” şartı getirilmiştir.

 

Yapılan ikinci değişiklikle, Maliye Bakanlığı’na, “imalatçı mükelleflerin tam istisna dolayısıyla hak kazandığı KDV iadesi yerine, bu mükelleflere, sektörler itibariyle ihracat bedelinin belli bir oranına kadar iade  yaptırma” yetkisi verilmektedir.

 

Her iki değişiklik de özde Hazine lehinedir. Ancak, Maliye Bakanlığı günümüzde ihracatta KDV iadesini  hemen hemen durdurduğu için, mükellefler, sektörler itibariyle tespit edilecek olan ve ihracat bedelinin belli bir oranına kadar olan KDV iadesine bile çoktan razı hale gelmişlerdir.

 

Maliye Bakanlığı söz konusu değişiklikleri mükellef lehine yorumladığı için Kanunu, bu değişikliklerin 1.1.2019 günü yürürlüğe girmesini temin edecek şekilde tedvin etmiştir.

 

  • Yetki Maddesinde Bazı Değişiklikler Yapılmıştır.

 

1.11.1 Kanun Metni:

 

 MADDE 11- 3065 sayılı Kanunun 36 ncı maddesinin birinci fıkrasına “mal veya hizmetleri belirlemeye” ibaresinden sonra gelmek üzere “, süresi içinde iadesi talep edilmeyen ve indirim yoluyla giderilmek üzere sonraki dönemlere devrolunan katma değer vergisinin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak yazılmasına imkân vermeye, iade talebinde bulunulabilecek asgari tutarı belirlemeye” ibaresi ile maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“Maliye Bakanlığı; mükellefiyet süresi, çalışan sayısı, aktif ve özsermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, vergisel ödevlerin zamanında yerine getirilip getirilmediği, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünde olumsuz rapor ya da tespit bulunup bulunmadığı gibi kriterleri esas alarak mükelleflerin vergisel uyum seviyeleri ve bu uyum seviyelerine göre farklı iade yöntemleri tespit etmeye, iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

1.11.2. Açıklama:

Birinci Fıkrada Yapılan Değişiklik:

KDVK’nun 36. maddesinin birinci fıkrası aşağıda, 7104 sayılı Kanun sonrası ifadeler italik harflerle olmak üzere aynen kaydedilmiştir:

“Bakanlar Kurulu indirim hakkını kısmen veya tamamen kaldırmaya veya yeniden koymaya ve bu şekilde indirim hakkı kısıtlanan mal veya hizmetleri belirlemeye, süresi içinde iadesi talep edilmeyen ve indirim yoluyla giderilmek üzere sonraki dönemlere devrolunan katma değer vergisinin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak yazılmasına imkân vermeye, iade talebinde bulunulabilecek asgari tutarı belirlemeye yetkilidir.

Yapılan değişiklikle Maliye Bakanlığına tanınan yeni yetkiler şu şekilde sıralanabilir:

(1) İadesi talep edilmediği için sonraki dönemlere devreden KDV’nin gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde  gider olarak yazılmasına imkan verme yetkisi;

 

(2) İade talebinde bulunulabilecek asgari tutarı belirleme yetkisi.

 

Devreden KDV’nin gider yazılması mükellef lehinedir. İade talebinde bulunulabilecek asgari iade tutarının belirlenmesi ise Hazine lehinedir.

 

Yeni Getirilen İkinci Fıkra:

 

KDVK’nun 36.maddesine getirilen yeni fıkra ile Maliye Bakanlığına öncelikle, “mükellefleri vergisel uyum seviyelerine göre sıralama; bu sıralamaya göre farklı iade yöntemleri tespit etme” yetkisi tanınmıştır. Daha sonra Maliye Bakanlığına,”iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer usul ve esasları belirleme” yetkisi verilmiştir.

 

Bütün bu birbirinden bağımsız yetkiler Maliye Bakanlığına aynı cümlede, birbirinden ayrılmaksızın tedvin edilmiştir.

 

Dolayısıyla, fıkrada bahsedilen “iade alacağının mahsup edileceği vergi borçları ile iadeye ilişkin diğer hususların belirlenmesi” yetkisi muhtemelen sadece, uyum seviyesi farklılaştırılmış mükellefler için kullanılmayacağından, bir KDV Genel Tebliği ile açıklama yapılması uygun olacaktır.

 

Uyum seviyesi yüksek mükelleflere daha hızlı çalışan KDV iade yöntemleri tanınırsa, bu değişiklikler mükellef lehine yorumlanabilecektir. Ancak, eğer Maliye Bakanlığı yüksek uyum seviyesi için kolay kolay ulaşılamayacak kriterler belirler ve geri kalan tüm mükelleflerin iade haklarını görmezden gelirse, o zaman KDV, modern ve hızlı çalışan bir vergi olmaktan çıkıp, mükelleflerin sırtında bir yük olarak kalmakta devam edecektir.

 

Değişiklikler 6.4.2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

 

  • Hasılat Esaslı Vergilendirme Getirilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

 MADDE 12- 3065 sayılı Kanunun mülga 38 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

“Hasılat esaslı vergilendirme

MADDE 38- Ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilenler ile mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenlerden Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen sektör ve meslek grupları kapsamında yer alanlar, talep etmeleri halinde vergiye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden (katma değer vergisi dâhil)  bedel üzerinden, bu Kanunun 28 inci maddesi uyarınca belirlenen en yüksek oranı geçmemek üzere, Bakanlar Kurulunca ilgili sektör veya meslek grubu için belirlenen oran uygulanmak suretiyle hesapladıkları katma değer vergisini, indirilecek katma değer vergisi ile ilişkilendirmeksizin beyan ederek öderler.

Birinci fıkra kapsamında hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre vergilendirilen mükellefler, kazançlarının tespitinde kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla alış vesikalarında gösterilen katma değer vergisi ile hasılat esaslı vergilendirme usulüne göre beyan ederek ödedikleri katma değer vergisini işlemin mahiyetine göre gider veya maliyet, yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları katma değer vergisini gelir olarak dikkate alırlar.

Hasılat esaslı vergilendirme usulüne geçen mükellefler, iki yıl geçmedikçe bu usulden çıkamazlar.

Bakanlar Kurulu Vergi Usul Kanunu hükümleri uyarınca bilanço esasına göre defter tutan gelir vergisi mükelleflerinden, yıllık iş hacimleri Vergi Usul Kanununun 178 inci maddesine göre ikinci sınıf tüccarlar için geçerli olan haddin iki katına kadar olanları, hasılat esaslı vergilendirme usulü kapsamına almaya, Maliye Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

  • Açıklama:

 

İşlemleri sınırlı hacimde olan bazı mükelleflerin KDV’ni, diğer KDV mükelleflerinden daha basit bir usulde beyan edip ödemeleri için, KDVK’na söz konusu “hasılat esaslı vergilendirme” usulü getirilmiştir.

 

Kapsamdaki mükellefler, ticari kazancı işletme hesabı esasına göre tespit edilenler ile mesleki kazancı serbest meslek kazanç defterine göre tespit edilenlerden talep edenlerdir.

 

Bu mükellefler, vergiye tabi işlemlerin karşılığını teşkil eden KDV’li bedel üzerinden, Bakanlar Kurulunca belirlenen oranı uygulamak suretiyle hesapladıkları KDV’ni beyan ederek ödeyeceklerdir.

 

Bu mükellefler, girdi KDV ile yukarıda açıklanan esaslara göre ödedikleri KDV’ni gider veya maliyet; yaptıkları teslim ve hizmetler dolayısıyla hesapladıkları KDV’ni gelir olarak dikkate alacaklardır.

 

Daha basit bir usulde KDV ödeme ihtiyacında olan ve işlemleri sınırlı hacimde olan mükellefler için avantajlıdır.

 

Madde 1.1.2019 günü yürürlüğe girecektir.

 

  • Verginin Ödenmesinde Değişiklik Yapılmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 13- 3065 sayılı Kanunun 46 ncı maddesinin (5) numaralı fıkrasında yer alan “Maliye ve Gümrük Bakanlığı” ibaresi “Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatmaya” şeklinde değiştirilmiştir.

 

 

 

 

  • Açıklama:

 

Yapılan değişikliğin daha kolay gözlenebilmesi için, KDVK’nun 46. maddesinin 5 numaralı fıkrası, 7104 sayılı Kanunla getirilen ifadeler italik harflerle kaydedilerek aşağıda gösterilmiştir:

 

“5. Maliye Bakanlığı, Vergi Usul Kanunu uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatmaya, işlemin mahiyetini göz önünde tutarak Katma Değer Vergisinin işlemden önce ödenmiş olması şartını koymaya yetkilidir.”

 

Maddenin 5. fıkrası daha önce Maliye Bakanlığına sadece, “işlemin mahiyetini göz önünde tutarak KDV’nin işlemden önce ödenmiş olması şartını koyma” yetkisi tanırken, şimdi mükellefler arasında ayrım yaparak, “Vergi Usul Kanunu uyarınca işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin ödeme zamanını, beyannamenin verildiği ayı takip eden ikinci ayın sonuna kadar uzatma” yetkisini de vermiştir.

 

Değişiklik, mükellef lehinedir.

 

Değişiklik, 1.1.2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • KDVK’nun Geçici 20. Maddesinde Kayıtlı Yazılımlar Tam KDV İstisnası Kapsamına Alınmış; Oyun Yazılımları Maddeye İlave Edilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 14- 3065 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci paragrafına “internet,” ibaresinden sonra gelmek üzere “oyun,” ibaresi ve paragrafa aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.”

  • Açıklama:

 

Yapılan değişikliğin daha kolay gözlenebilmesi için, KDVK’nun geçici 20.maddesinin 1 numaralı fıkrası, 7104 sayılı Kanunla getirilen ifadeler italik harflerle kaydedilerek aşağıda gösterilmiştir:

 

“1. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre teknoloji geliştirme bölgesinde ve ihtisas teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyette bulunan girişimcilerin kazançlarının gelir veya kurumlar vergisinden istisna bulunduğu süre içinde münhasıran bu bölgelerde ürettikleri ve sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları, sektörel, internet, oyun, mobil ve askeri komuta kontrol uygulama yazılımı şeklindeki teslim ve hizmetleri katma değer vergisinden müstesnadır.

 

Maliye Bakanlığı; program ve lisans türleri itibarıyla istisnadan yararlanılacak bedele ilişkin olarak asgari sınır belirlemeye, istisna uygulanacak yazılım programlarını tanımlamaya ve uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye yetkilidir. Bu kapsamda istisna edilen işlemler bakımından bu Kanunun 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü uygulanmaz.”

Böylece, KDV’den müstesna yazılımların arasına “oyun” yazılımları da alınmış ve bu maddeye göre KDV’den müstesna işlemler bakımından, KDVK’nun 30. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmünün uygulanmayacağı hükme bağlanmış olmaktadır. Bir başka ifade ile söz konusu hizmet ifaları ile ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu hizmetin maliyeti içinde yer alan KDV, KDVK’nun 30.maddesinde kayıtlı olan indirim yasağına tabi olmayacaktır.

Değişiklik mükellef lehinedir.

 

Değişiklik 1.1.2019 günü yürürlüğe girecektir.

 

  1. Gelir Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklikler:

 

  • Ticari Plakaların Elden Çıkarılmasından Doğan Kazançlar Gelir Vergisinden İstisna Edilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 15- 31/12/1960 tarihli ve 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “Bir takvim” ibaresi “Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan kazançların tamamı ile bir takvim” şeklinde değiştirilmiştir.

  • Açıklama:

GVK’nun mükerrer 80. maddesinin üçüncü fıkrası, 7104 sayılı Kanunla yapılan değişiklik italik harflerle olmak üzere aynen aşağıya alınmıştır.

Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan kazançların tamamı ile bir takvim yılında elde edilen değer artışı kazancının, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının elden çıkarılmasından sağlananlar hariç, 6.000 Yeni Türk Lirası (302 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile 1.1.2018 tarihinden itibaren 12.000 TL.) gelir vergisinden müstesnadır.

 

Görüldüğü üzere, tüm tam mükelleflerin, bir takvim yılında elde ettikleri değer artış kazancının  sadece 12.000 TL’sı gelir vergisinden müstesna iken, ticari plaka satışından doğan kazancın tamamı gelir vergisinden istisna edilmiştir.

Bu kapsama, taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların elden çıkarılmasından doğan kazançlar alınmıştır.

Değişiklik, ticari plaka satan mükelleflerin lehinedir.

Değişiklik, 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  • Ticari Plaka Satışından Doğan Kazançların Gelir Vergisi İçin Makable Şamil Af Getirilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 18- 193 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

GEÇİCİ MADDE 88- Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların, bu maddenin yürürlük tarihinden önce elden çıkarılmasından doğan kazanç ve işlemlerle ilgili olarak vergi incelemeleri veya takdir işlemlerine istinaden herhangi bir vergi tarhiyatı yapılmaz, vergi cezası kesilmez, daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan ve kesilmiş cezalardan varsa açılmış davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilir, tahakkuk eden tutarlar terkin edilir, tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmez.”

  • Açıklama:

 

Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servislere ait ticari plakaların, bu maddenin yürürlük tarihi olan 6.4.2018 tarihinden önce elden çıkarılmasından doğan kazanç ve işlemlerle ilgili olarak vergi incelemeleri veya takdir takdir işlemlerine istinaden herhangi bir tarhiyat yapılmayacak, vergi cezası kesilmeyecektir. Daha önce yapılmış olan tarhiyatlardan ve kesilmiş cezalardan varsa açılmış olan davalardan feragat edilmesi kaydıyla vazgeçilecektir; tahakkuk eden tutarlar terkin edilecektir. Tahsil edilen tutarlar ise red ve iade edilmeyecektir. Böylece, bir gelir unsurunun sadece bir bölümü için makable şamil af getirilmiş olmaktadır.

 

Değişiklik, ticari plaka satan mükelleflerin lehinedir.

 

Değişiklik, 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  1. Vergi Usul Kanunu Değişiklikleri:

 

  • İncelemede Uyulacak Esaslarda Değişiklik Yapılmıştır.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 19- 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 140 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“6. İncelemeye başlanıldığı tarihten itibaren, tam inceleme yapılması halinde en fazla bir yıl, sınırlı inceleme yapılması halinde en fazla altı ay, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise en fazla üç ay içinde incelemeleri bitirmeleri esastır. Bu süreler içinde incelemenin bitirilememesi halinde ek süre talep edilebilir. Bu talep vergi incelemesine yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından değerlendirilir, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, katma değer vergisi iade incelemelerinde ise iki ayı geçmemek üzere ek süre verilebilir. Bu durumda, vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birim tarafından incelemenin bitirilememe nedenleri yazılı olarak nezdinde inceleme yapılana bildirilir. Vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların bağlı olduğu birimler vergi incelemesinin öngörülen süreler içinde bitirilmesi için gerekli tedbirleri alırlar.”

  • Açıklama:

 

Maliye Bakanlığının kendi iç düzenlemeleri ile halli mümkün olan bazı hususlar nedense artık kanunla düzenlenmektedir. Nitekim, VUK’nun140. maddesinin birinci fıkrasının değiştirilen 6 numaralı bendine göre, tam incelemenin bir yıl, sınırlı incelemenin altı ay ve KDV incelemelerinin de üç ay içinde bitirilmesi esastır. Vergi incelemesinin kanuni süresinde bitirilememesi halinde, tam ve sınırlı incelemelerde altı ayı, KDV incelemelerinde iki ayı geçmemek üzere, incelemeye yetkili olan kişinin bağlı olduğu birim tarafından ek süre verilebilecektir.

 

Değşiklik mükellef lehinedir.

 

Değişiklik, 1.1.2019 tarihinden sonraki vergilendirme dönemlerine ilişkin yapılacak incelemerde uygulanmak üzere 1.1.2019 tarihinde yürürlüğe girecektir.

 

  • SMMM’ler, KDV İade Raporu Düzenleyebileceklerdir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 20- 213 sayılı Kanunun 256 ncı maddesinin son cümlesinde yer alan; “tasdike” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora” ibaresi ve “yeminli mali müşavirler” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve serbest muhasebeci mali müşavirler” ibaresi eklenmiştir.

Açıklama:

“Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti”ne ilişkin olan VUK’nun 256. maddesi, 7104 sayılı Kanunla yapılan değişiklikler italik harflerle olmak üzere aşağıda aynen kaydedilmiştir:

“Madde 256- Geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257 nci madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanlar, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorundadırlar. Bu zorunluluk Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere, bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerlidir.”

 

Böylece bundan böyle, yeminli mali müşavirlerin yanı sıra serbest muhasebeci mali müşavirler de KDV iade raporu düzenleyebileceklerdir.

 

Değişiklik Hazine lehinedir; Maliye Bakanlığı bundan böyle iş yükünün daha fazla kısmını üzerinden atabilecektir.

 

Değişiklik 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  1. Harçlar Kanununda Yapılan Değişiklik:

 

  • Ticari Plaka Devir Harcı Getirilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 21- 2/7/1964 tarihli ve 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı (2) sayılı Tarifenin “I. Değer veya ağırlık üzerinden alınan nispi harçlar:” başlıklı bölümünün (1) numaralı fıkrasına son paragraftan önce gelmek üzere aşağıdaki paragraf eklenmiştir.

“Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devrine ilişkin işlemlerde, alım satım bedeli üzerinden (Alınacak harcın miktarında, bu fıkrada düzenlenen üst sınır dikkate alınmaz.)     (Binde 30)”

4.1.2. Açıklama:

 

Harçlar Kanununda yapılan değişiklikle, daha önce olmayan yeni bir harç öngörülmüştür: “Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaların devrine ilişkin işlemlerde, alım satım bedeli üzerinden binde 30.” Alınacak harcın miktarında, bu fıkrada düzenlenen üst sınır (33.607,10 TL) dikkate alınmayacaktır.

 

Değişiklik Hazine lehinedir.

 

Değişiklik 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  1. 3568 Sayılı Kanunda Yapılan Değişiklik.

 

  • SMMM’lere KDV İade Raporu Düzenleme Yetkisi Verilmiştir.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 23- 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununun 8 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 8/A maddesi eklenmiştir.

 

Serbest muhasebeci mali müşavirlere rapor düzenlettirme yetkisi ve sorumluluk

MADDE 8/A- Maliye Bakanlığı, bu Kanun kapsamında yetki almış serbest muhasebeci mali müşavirlere, beyannamelerini imzaladıkları dönem ve mükelleflerle sınırlı olmak kaydıyla, 25/10/1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında yapılacak iadeye dayanak teşkil edecek rapor düzenlettirmeye, bu kapsamda rapor düzenleyecek serbest muhasebeci mali müşavirlerde aranacak nitelik ve şartlar ile rapor düzenlenebilecek iade türlerini ve azami iade tutarlarını tespite, rapor düzenleme yetkisini, belirleyeceği usul ve esaslara göre yapılan eğitimlere katılma ve başarılı olma şartına bağlamaya ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.

Serbest muhasebeci mali müşavirler, iadeye ilişkin düzenledikleri raporların doğru olmasından sorumludurlar. Düzenledikleri raporun doğru olmaması halinde, rapor kapsamı ile sınırlı olmak üzere, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.”

  • Açıklama:

Yapılan değişikliğe göre, bundan böyle yeminli mali müşavirlerin yanı sıra serbest muhasebeci mali müşavirler de KDV iade raporu düzenleyebileceklerdir.

 

Değişiklik Hazine lehinedir.

 

Değişiklik 6.4.2018 günü yürürlüğe girmiştir.

 

  1. Özel Tüketim Vergisi Kanununda Yapılan Değişiklik.

 

  • İhracat ve Gümrüksüz Satış Mağazalarına Yapılan Bazı Teslimler Tam ÖTV İstisnasına Tabi Tutulmuştur.

 

  • Kanun Metni:

 

MADDE 24- 6/6/2002 tarihli ve 4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanununun 5 inci maddesinin (2) numaralı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“2. Bu Kanuna ekli (III) ve (IV) sayılı listelerdeki malların, 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına teslimi vergiden müstesnadır.”

“3. İhraç edilen veya 4458 sayılı Gümrük Kanununun 95 inci maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre faaliyette bulunan gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına teslim edilen malların alış faturaları ve benzeri belgeler üzerinde gösterilen ve beyan edilen özel tüketim vergisi ihracatçıya veya gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına mal teslim edenlere iade edilir. Maliye Bakanlığı, bu mallara ait verginin iadesine ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkilidir.”

 

  • Açıklama:

ÖTVK’nun 5. maddesinin değiştirilen 2 numaralı fıkrasına göre, ÖTVK’na ekli (III) ve (IV) sayılı listelerdeki (7103 sayılı Kanuna göre (3) ve (4) sayılı cetvellerdeki) malların, gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına teslimi ÖTV’den istisna edilecektir.

(3) sayılı cetvelde muhtelif alkollü, alkolsüz içecekler ve tütün mamülleri kayıtlıdır. (4) sayılı cetvelde ise havyar, parfüm, güzellik müstahzarları, traş müstahzarları, deri, kürk, kitap, gazete; sofra ve mutfak için kristal eşya, altın ve gümüş kaplamalı eşya, beyaz eşyalar, telefon cihazları, elektronik cihazlar, kristal avize gibi tüketim eşyaları kayıtlıdır.

 

ÖTVK’nun 5. maddesine eklenen 3 numaralı fıkraya göre, ihraç edilen veya gümrüksüz satış mağazalarında satılmak üzere bu mağazalara veya bunların depolarına teslim edilen malların vergisi, ihracatçıya veya bu mağazalara teslimi gerçekleştirenlere iade edilecektir.

 

Değişiklik mükellef lehinedir.

Değişiklik 1.6.2018 günü yürürlüğe girecektir.

 

III- SONUÇ:

7104 sayılı Kanunla getirilen değişikliklerin çoğunluğu mükellef lehinedir. Ancak, bu Kanunun tedvininde de pek çok teknik hata yapılmıştır.